Anayasa’nın, “İptal Kararları Geriye Yürümez” Kuralının Uygulanması ve Yaşanılan Olası Hukuki Sorunlar(*) - Kamu Düzeninin Korunması/ Hakkaniyetin Sağlanması Tartışması -
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Anayasamızın 153. maddesinin 5. fıkrasında Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça hüküm altına alınmış; bir istisnanın varlığına değinilmemiştir. Kanun koyucu bu fıkra ile kazanılmış hakları ko- rumak, hukuki güvenliği ve idareye güveni sağlamak amacı gütmekte ve bir nevi yasama organının denetimini yapan Anayasa Mahkemesi’nin erkler ayrımında ağır basmasını önlemeye çalışmaktadır. Ancak yer yer denge bozulmakta; lafzi yorumun kısıtlamaları ile adalete ulaşmak zorlaşmaktadır. Ülkemiz yargı sisteminde, yargı yerlerince hakkaniyet odaklı yargılamadan ziyade lafzi yorum ile yargılamalar gerçekleştirilmektedir. Hukuk gibi nefes alıp veren ve günden güne gelişen bir organizmanın dünün kelimeleri ile sınırlandırılmasının yasal çerçeveye uygun olduğunu ancak hak- kaniyete uygun olmadığını düşünmekteyiz. Ancak yasa uygulayıcılarının içtihadi yorumlarıyla anlam kazanabilen ve somut olaya enjekte edilebilen durağan -cansız- yasa; doğrudan kabul edildiği ve ruhen bir yorum yapılmaksızın hük- me esas alındığı takdirde adalet tıpkı yasa gibi cansız bir kelime olmaktan öteye geçemeyecektir. “İptal Kararlarının Geriye Yürümemesi” ilkesinin uygulanma biçimi -yani lafzi yaklaşım-, kuralın icrasını ifade eden belirleyici unsurdur. Lafzi yaklaşımın ön plana alınması durumunda; somut olaya hukuku zerk edip adil bir sonuca varmak zorlaşmaktadır. İlkenin varlığı sorun teşkil etmemekle birlikte; bir istisna düzenlemesine yer verilmeyerek yargıcın hareket alanının kısıtlanması hukukun tecellisine bir engel olarak varlığını göstermektedir. Yasa ile belirli bir çerçevede hapsedilen yargıçtan beklenilen; yorumsal yaklaşımı ile adaleti sağlamasıdır. Yasa kafesine kendini hapsetmiş ve asli görevi olan adalet ideasına ulaşmaktan imtina eder bir hale gelmiş yargıç; yasa uygulayıcısına dönüşmekten kaçınamayacaktır. Asıl olan ve yargıçtan beklenilen, yasayı yorumlayarak; hukuka uygun bir tablo ortaya çıkartmasıdır.











