Yeni Sağ Politikaların Kadınların Toplumsal Konumu Üzerindeki Etkileri: Yerel Yönetimler Bağlamında Küresel ve Karşılaştırmalı Bir Analiz
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Son on yılda küresel ölçekte yükselişe geçen yeni sağ siyasal yönelimler, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını özellikle yerel yönetimler düzeyinde derinden dönüştürmüştür. Bu makale, Türkiye, Polonya, Macaristan, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya örnekleri üzerinden yeni sağ politikaların kadınların toplumsal konumu üzerindeki etkilerini yerel yönetimler bağlamında karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Organisation for Economic Co-operation and Development – OECD), Dünya Bankası (World Bank), Parlamentolararası Birlik (Inter-Parliamentary Union – IPU), Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve ulusal istatistik kurumlarının verilerine dayanan analiz, yeni sağın neoliberal ekonomik yeniden yapılanmayı muhafazakâr ve aile merkezli söylemlerle birleştirerek bakım emeğini yeniden özel alana yönlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizmalarının zayıflatıldığını ve kadınların siyasal temsilinin çoğu bağlamda sembolik düzeyde kaldığını göstermektedir. Hannah Arendt’in kamusal–özel alan ayrımı ve kesişimsellik teorisi çerçevesinde yürütülen tartışma, yeni sağ politikaların yerel düzeyde toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini ortaya koymaktadır.
Over the past decade, the global rise of new right political orientations has profoundly reshaped gender equality policies, particularly at the level of local governments, where social policy, care services, and everyday life are directly regulated. This article examines the effects of new right politics on women’s social position in the context of local governance through a comparative analysis of Turkey, Poland, Hungary, Italy, the United States, and Brazil. Drawing on data from UN Women (United Nations Entity for Gender Equality and the Empowerment of Women), the Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD), the World Bank, the Inter-Parliamentary Union (IPU), Eurostat (Statistical Office of the European Union), and national statistical offices, the analysis demonstrates that new right governance combines neoliberal economic restructuring with conservative, family-centered discourses, thereby redirecting care labor back into the private sphere. The findings indicate that institutional mechanisms for gender equality at the local level have been weakened and that women’s political representation has largely remained symbolic. Grounded in Hannah Arendt’s distinction between the public and private spheres and intersectionality theory, the article argues that new right policies deepen social inequalities at the local level.











