Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Hakkında
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Demirkol, Selami" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 42. Maddesi Uyarınca Para Cezası Verilirken İmara Aykırı Fiili İşleyenin Doğru Tespit Edilmesi
    (İzmir Bakırçay Üniversitesi, 2024) Demirkol, Selami; Yılmaz, Ceren Nida; Keleş, Başak
    Belediyeler ve il özel idareleri, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında ruhsat ve eklerine aykırı veya ruhsatsız yapılar hakkında imar para cezası ve yıkım işlemleri tesis etmekte ve uygulamaktadırlar. Bu bağlamda, ruhsat ve projesine aykırı imalatı yapanın kim olduğunun tespitinin somut olayın gerçekliğine uygun bir şekilde yapılması oldukça önem arz etmektedir. Uygulamada, idarelerin bu tespitlerinde özensiz davrandığı, idare mahkemelerinin önüne intikal eden davalardan da anlaşılmaktadır. Belediye ve il özel idarelerinin bu nitelikte uygulamaları sonucu tesis ettikleri imar para cezalarına yönelik yapılan yargısal incelemelerde, ruhsat ve projesine aykırı imalatı yapanın tespitinin önem arz ettiği görülmekte ve doğru tespitin yapılmadığının anlaşılması hâlinde iptal kararları verilmektedir. Oysa belediye ve il özel idareleri; özenli ve detaylı araştırmaları neticesinde, ruhsat ve projeye aykırı imalatı gerçekleştiren “yapıların sahibini” yani imalatı gerçekleştiren kişi/kişileri tespit ederek muhtemel uyuşmazlıkların mahkemelere taşınması durumunu azaltabilir ve hatta önleyebilirler. Nitekim bu yöntemle, idarenin kendisi, kaynağında hukuka ve hakkaniyete uygun işlem üretmiş olacaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Anayasa, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay Kararları Çerçevesinde Sosyal ve Ekonomik Haklar
    (İzmir Bakırçay Üniversitesi [EN], 2026) Demirkol, Selami; Boulanger, Özge Didem
    İnsanoğlu yüzyıllar boyunca temel hak ve hürriyetlerin tanınması ve korunması için mücadele etmiştir. 19. yy.’da eşitlik ve hürriyet kavramları insanlara tanınmıştı ancak toplumsal sefalet de bu dönemde mevcuttu. Özellikle işçi sınıfı güç koşullar içerisindeydi. Bu dönemde çalışanlar siyasal ve iktisadi haklar çerçevesinde taleplerde bulunuyorlardı. Yine bu dönemde sosyal devlet ilkesi gündeme gelmiş, sosyal devletin bir sonucu olarak sosyal ve ekonomik haklar ortaya çıkmıştır. Temel hak ve hürriyetler çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulabilir. Bu alanda en ünlü sınıflandırma George Jellinek tarafından yapılmıştır. Bu sınıflandırma uyarınca temel hak ve hürriyetler negatif statü hakları, pozitif statü hakları, aktif statü hakları olmak üzere üçe ayrılır. Sosyal ve ekonomik haklar bu sınıflandırmada pozitif statü hakları içerisinde yer alırlar. Sosyal ve ekonomik haklar 1961 Anayasasından itibaren Anayasalarımızda yer almıştır. 1982 Anayasası 41 ve 65. maddeleri arasında bu haklara yer vermiştir. Birçok uluslararası belgede yer alsalar da bu hakların korunması en çok ulusal hukuk yoluyla olur. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi kararları ve Danıştay kararları ve yüksek mahkemelerin yaklaşımının belirlenmesi diğer temel hak ve hürriyetlerde olduğu gibi bu hakların da güvence altına alınması için önemlidir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Anayasa’nın, “İptal Kararları Geriye Yürümez” Kuralının Uygulanması ve Yaşanılan Olası Hukuki Sorunlar(*) - Kamu Düzeninin Korunması/ Hakkaniyetin Sağlanması Tartışması -
    (2024) Demirkol, Selami; Oter, İlayda
    Anayasamızın 153. maddesinin 5. fıkrasında Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça hüküm altına alınmış; bir istisnanın varlığına değinilmemiştir. Kanun koyucu bu fıkra ile kazanılmış hakları ko- rumak, hukuki güvenliği ve idareye güveni sağlamak amacı gütmekte ve bir nevi yasama organının denetimini yapan Anayasa Mahkemesi’nin erkler ayrımında ağır basmasını önlemeye çalışmaktadır. Ancak yer yer denge bozulmakta; lafzi yorumun kısıtlamaları ile adalete ulaşmak zorlaşmaktadır. Ülkemiz yargı sisteminde, yargı yerlerince hakkaniyet odaklı yargılamadan ziyade lafzi yorum ile yargılamalar gerçekleştirilmektedir. Hukuk gibi nefes alıp veren ve günden güne gelişen bir organizmanın dünün kelimeleri ile sınırlandırılmasının yasal çerçeveye uygun olduğunu ancak hak- kaniyete uygun olmadığını düşünmekteyiz. Ancak yasa uygulayıcılarının içtihadi yorumlarıyla anlam kazanabilen ve somut olaya enjekte edilebilen durağan -cansız- yasa; doğrudan kabul edildiği ve ruhen bir yorum yapılmaksızın hük- me esas alındığı takdirde adalet tıpkı yasa gibi cansız bir kelime olmaktan öteye geçemeyecektir. “İptal Kararlarının Geriye Yürümemesi” ilkesinin uygulanma biçimi -yani lafzi yaklaşım-, kuralın icrasını ifade eden belirleyici unsurdur. Lafzi yaklaşımın ön plana alınması durumunda; somut olaya hukuku zerk edip adil bir sonuca varmak zorlaşmaktadır. İlkenin varlığı sorun teşkil etmemekle birlikte; bir istisna düzenlemesine yer verilmeyerek yargıcın hareket alanının kısıtlanması hukukun tecellisine bir engel olarak varlığını göstermektedir. Yasa ile belirli bir çerçevede hapsedilen yargıçtan beklenilen; yorumsal yaklaşımı ile adaleti sağlamasıdır. Yasa kafesine kendini hapsetmiş ve asli görevi olan adalet ideasına ulaşmaktan imtina eder bir hale gelmiş yargıç; yasa uygulayıcısına dönüşmekten kaçınamayacaktır. Asıl olan ve yargıçtan beklenilen, yasayı yorumlayarak; hukuka uygun bir tablo ortaya çıkartmasıdır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    DİSİPLİN SORUŞTURMALARINDA SAVUNMA ALINIRKEN SUÇUN KARŞILIĞI ÖNGÖRÜLEN CEZANIN DA BELİRTİLMESİ MESELESİ
    (2024) Demirkol, Selami; Özkan, Sezal Çınar
    Kamu görevlilerinin, görevlerini ifa ederken yaptıkları hata ve kusurlar veya kamu görevi ile bağdaşmayan bazı hareketler, kamu hizmetlerini düzenleyen mevzuata aykırılık teşkil eden davranışlar/fiiller, disiplin suçları, bunlara uygulanan müeyyideler ise disiplin cezaları olarak tanımlanmaktadır. Disiplin cezaları, idarenin kamu görevlisini, kanunun verdiği yetki uyarınca, herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın, ancak bazı idari usullere uyarak ve kamu gücü kullanarak, tek yanlı bir idari işlemle cezalandıran yaptırımlar olmaktadır. Hakkında yapılacak olan soruşturma sonucu disiplin cezası tesis edilecek olan kamu görevlisine, ceza verilmeden önce açılmış olan bir soruşturma ve savunma hakkı tanınmış olması ve soruşturmacı tarafından kamu görevlisinin savunması istenilirken isnat olunan disiplin fiilinin karşılığı öngörülmüş olan disiplin cezasının da savunma istem yazısında belirtilmesinin hukuki öngörülebilirlik ilkesinin gereği olduğunu belirtebiliriz. Disiplin soruşturması yapılırken hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin savunmasının istenilmesi içerikli yazıda suçlandığı disiplin fiilinin kanun/yönetmelikte belirlenmiş olan içeriği, madde-fıkra-bent olarak belirtilmesinin, idari yargı yerlerince önemsenmesinin ardından, yönetmelik kuralı ile hukuki mevzuatımızda artık yer aldığı ve bir gereklilik olduğunu vurgulayabiliriz.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    DİSİPLİN SORUŞTURMALARINDA SAVUNMA ALINIRKEN SUÇUN KARŞILIĞI ÖNGÖRÜLEN CEZANIN DA BELİRTİLMESİ MESELESİ
    (Hacettepe Üniversitesi, 2024) Demirkol, Selami; Özkan, Sezal Çınar
    Kamu görevlilerinin, görevlerini ifa ederken yaptıkları hata ve kusurlar veya kamu görevi ile bağdaşmayan bazı hareketler, kamu hizmetlerini düzenleyen mevzuata aykırılık teşkil eden davranışlar/fiiller, disiplin suçları, bunlara uygulanan müeyyideler ise disiplin cezaları olarak tanımlanmaktadır. Disiplin cezaları, idarenin kamu görevlisini, kanunun verdiği yetki uyarınca, herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın, ancak bazı idari usullere uyarak ve kamu gücü kullanarak, tek yanlı bir idari işlemle cezalandıran yaptırımlar olmaktadır. Hakkında yapılacak olan soruşturma sonucu disiplin cezası tesis edilecek olan kamu görevlisine, ceza verilmeden önce açılmış olan bir soruşturma ve savunma hakkı tanınmış olması ve soruşturmacı tarafından kamu görevlisinin savunması istenilirken isnat olunan disiplin fiilinin karşılığı öngörülmüş olan disiplin cezasının da savunma istem yazısında belirtilmesinin hukuki öngörülebilirlik ilkesinin gereği olduğunu belirtebiliriz. Disiplin soruşturması yapılırken hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin savunmasının istenilmesi içerikli yazıda suçlandığı disiplin fiilinin kanun/yönetmelikte belirlenmiş olan içeriği, madde-fıkra-bent olarak belirtilmesinin, idari yargı yerlerince önemsenmesinin ardından, yönetmelik kuralı ile hukuki mevzuatımızda artık yer aldığı ve bir gereklilik olduğunu vurgulayabiliriz.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK HAKKININ, İDARİ DAVALARDA UYGULANDIĞI ALAN VE KONULAR
    (2025) Demirkol, Selami; Özkan, Sezal Çınar
    Özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin uyuşmazlıklar büyük çoğunlukla adli yargı alanında ortaya çıktığından, yapılan çalışmalar da bu alanda yoğunlaşmaktadır. Ancak, özgürlük ve güvenlik hakkı konusunda AİHM’de, adli yargı önünde görülen uyuşmazlıkların yanı sıra idari yargıdan kaynaklanan uyuşmazlıklar da karara bağlanmaktadır. Kamu gücünden kaynaklanan özgürlük ve güvenlik hakkı ihlalleri, adli uyuşmazlıklar kadar sayıca fazla olmasa da idari uyuşmazlıklarda da karşımıza çıkabilmektedir. İdare, kamu gücünü kullanarak çeşitli işlemler tesis etmekte ve eylemlerde bulunmakta, bunlarla kimi zaman çeşitli hak ihlallerine sebep olabilmektedir. Kişinin özgürlük ve güvenlik hakkı da idarenin çeşitli eylem ve işlemleriyle ihlalinin muhtemel olduğu haklardan biridir. İdari yargı, idarenin bu eylem ve işlemlerini denetlemekle yükümlüdür. Bu denetimi anayasal hükümler ve meri mevzuat kadar, AİHS ve Sözleşme’nin maddelerinin yorumu ile genişleyen AİHM kararlarından oluşan içtihat ağı ışığında da gerçekleştirmesi gerekmektedir. Esasında, özgürlük ve güvenlik hakkı içerikli davaların ceza yargılamasının görev alanında olduğu genel kanısının değiştiğine ve istisnai de olsa tipik idari dava kategorisinde bulunan özgürlük ve güvenlik hakkı içerikli bazı uyuşmazlıkların/davaların da AİHM tarafından kabul edilebilir bulunduğuna ve yargılama eksenine alındığına tanıklık etmekteyiz. Bu makale ile amaçlanan, Türk adalet sisteminde daha çok adli yargı alanında koruma bulan özgürlük ve güvenlik hakkını, Türk yargısal sisteminin adalet alanını daha da genişletmek düşüncesiyle, kurucu bir yorumla, idari yargı alanına da taşımak ve uygulama bulmasına zemin hazırlamaktır. Zira bugünün idari yargı görev alanı artık dünün idari yargı görev alanı değildir, olmamalıdır. İdare hukukunun ve idari yargılama hukukunun, dinamik olması ve içtihadi bir hukuk dalı olması niteliği de bunu doğrulamakta ve zemin/dayanak oluşturmaktadır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Soruşturma ve Yargılamada Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal Edilmesi
    (2024) Demirkol, Selami; Oter, İlayda
    İnsanların hayatlarını etkileyen, onları savunmasız kılan süreçlerin başında soruşturma ve yargılama süreçleri gelir. Bu süreçler sırasında kişiye yapılan suç isnadı, kişi üzerinde genelde olumsuz olmak üzere birçok etki doğurur. Kişi üzerindeki etkiler, süreçteki şeffaflık ya da sürecin “şeffaflaştırılması” suretiyle ağırlaştırılabilir. Bu şeffaflaştırma genellikle yalnız isnat edilen suç kapsamında kalmayıp isnada maruz kalan kişinin “özel hayatını” da konu almaktadır. Bilhassa; sürecin tarafı olan kamu görevlileri, halkı aydınlatma vazifesini yerine getiren basın ve aleni yargılama ilkesi uyarınca herkese açık yapılan duruşmalarda taraflarca ya da mahkemece bilgilerin ifşası görülmektedir. Türk Yargısı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu alenileştirme durumuna yaklaşımı üzerinde durulmuş ve yarışan haklar değerlendirilmiştir. Mahkemelerin hakları yarıştırırken hangi hususlar üzerinde yoğunlaştığı ve kişilik haklarına müdahale eden tarafın kimliğinin değerlendirmelere etkisi üzerinde durulmuştur.

| İstanbul Bilgi Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Eski Silahtarağa Elektrik Santralı, Eyüpsultan, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Hakkında
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim